Sıkça Sorulan Sorular

1. E-mobilite Nedir?


Son zamanlarda yeni bir kavramla tanıştık; Elektro mobilite. Elektro mobilite ya da kısaca e-mobilite’nin kelime anlamı elektrikle hareketlilik’tir. Bir başka deyişle benzin, dizel ya da LPG gibi fosil yakıt kullanmadan elektrikle çalışan araçlarla yapılan ulaşıma e-mobilite denir.

Benzin dizel gibi fosil yakıtlarla çalışan araçlarda bulunan motorlara içten yanmalı motorlu araç diyoruz. Bu motorların içinde bulunan silindirlerde yakıt havayla buluşturulup kontrollü bir şekilde yakılır. Ortaya çıkan güç, aktarma organlarıyla tekerleklere aktarılır ve hareket sağlanmış olur. Elektrikli araçlarda ise içten yanmalı motorlar yerine elektrik motoru bulunur. Motorun çalışması için gerekli olan elektrik akülerde depolanır. Akü grubu, içten yanmalı araçlardaki yakıt deposu gibidir. Boşalınca doldurmak yani şarj etmek gerekir.

E-mobilite sadece elektrikli otomobilleri kapsamaz; elektrikli bisikletten elektrikli otobüs, kamyon hatta iş makinelerine kadar tüm taşıtlar e-mobilite kavramı altında değerlendirilir.




2. Neden E-mobilite?


Peki neden elektrikli ulaşım ya da elektrikli araçlara geçiliyor? Fosil yakıtlar sonlu enerji kaynaklarıdır ve 100 150 yıl içerisinde tükenecektir. Fosil yakıtlar yerine zaten başka bir enerji kaynağı bulmak zorundayız. Peki ama neden elektrikli otomobillerin önemi tekrar birden ortaya çıktı? Cevap; İklim değişikliğinin insan eliyle gerçekleştiğinin bilimsel olarak ispat edilmesiyle diyebiliriz. Endüstri devriminden bu yana sadece ulaşımda değil ısı ya da elektrik enerjisi üretiminde de ağırlıklı olarak fosil yakıt kullanılmaya başlandı.

Toprağın altında organik maddelerin basınç ve sıcaklığın etkisiyle milyonlarca yılda oluştuğu kömür, linyit, petrol doğalgaz gibi fosil kaynakların önemli bir bölümünü sadece 100 -150 yıl içerisinde tükettik. Organik maddeler yüksek oranda karbon elementinden oluşur ve yakıldığında hepimizin bildiği CO2 oluşur. Başta CO2 ve diğer sera gazları gezegenimizin çevresini adeta bir örtü gibi örterek ısınmasına neden olur. Eğer atmosfere bu şekilde CO2 salmaya devam edecek olursak iklim değişikliğinde geri dönülemez noktalara geleceğiz. Sonucu ise tam bir felaket; Kuraklık, açlık, göçler, toplu ölümler vs vs. İşte bu yüzden Birleşmiş Devletler nezdinde hemen hemen tüm ülkeler iklim değişikliğiyle mücadele etmek üzere sera gazı azaltım politikalarını oluşturup uygulamaya koydular. Örneğin AB ve Türkiye’de ulaşım kaynaklı sera gazı, toplam miktarın %25’ inden sorumlu.

Daha fazla bilgi için




3. Elektrikli Otomobil Tipleri


Hibrit araçlar sadece rejeneratif frenleme yaparken ya da içten yanmalı motor çalışırken araç aküsünü şarj eder. Şebeke elektriğiyle şarj edilmeyen ya da prize bağlanmayan Hibrit araçlar elektrikli araç değildir. Bu araçların akü kapasitesi elektrikli araçlara göre çok daha küçüktür.

PHEV Şebeke elektriğiyle şarj olan Hibrit araçlar elektrikli araçtır. Bu araçlarda hem elektrik motoru hem de içten yanmalı motor bulunur. İçten yanmalı motor çalıştırılmadan 100 km’ye kadar gidebilirler.

BEV Sadece elektrik motoru olan araçları % 100 elektrikli araç ya da saf elektrikli araç olarak adlandırırız.

FCEV Bunlardan başka yakıt hücreli araçlar da elektrikli araçlardır. Yakıt hücresi H2 (Hidrojen) ile çalışır. Araçlarda akü yerine Hidrojen yakıt deposu bulunur. Yakıt hücresiyle Hidrojenden elektrik üretilir ve elektrik motoru çalıştırılır.




4. E-Mobilite’nin Avantajları ve Dezavantajları


E-mobilite verimli bir ulaşım seçeneğidir. Örneğin fosil yakıtlı araçlarda verimlilik %20 civarındadır, dolayısıyla yakıt içindeki enerjinin % 80’i ziyan olur. Bu oran elektrikli araçlarda %80’dir. İçten yanmalı motorlarda hareket halinde olan 2.000 parça bulunur, elektrikli araçlarda bu sayı 20 civarıdır. Dolayısıyla çok daha az bakım gerektiriler. İçten yanmalı motorlarda ortaya çıkan egzost gazı özellikle şehir içlerinde hava kirliliğine sebep olur, sonucunda insan sağlığına ciddi zarar vermektedir. Elektrikli araçların egzost gazı yoktur. İçten yanmalı araç aynı mesafeyi elektrikli araçlara göre 2 kat pahalıya kateder.

Peki madem elektrikli araçlar bu kadar avantajlı, neden yollarda bu kadar az elektrikli araç görüyoruz? Elektrikli araçlar yakın zaman kadar birçok dezavantajı da vardı. Örneğin menzilleri kısa, araç şarj edecek yerler kısıtlı, şarj süreleri uzun ve akü maliyetinden dolayı araçlar muadilinden pahalıydı. Bugün bu dezavantajların birçoğu aşıldı ya da aşılmak üzere. Elektrikli araçlarla tek şarjla 800 km gitmek mümkün. Ana arter şehirlerarası yollarda aracımızı şarj edebileceğimiz şarj istasyonları mevcut ve sayıları her geçen gün hızla artıyor. Hızlı şarj istasyonları sayesinde aracınızı yarım saat içerisinde %80 şarj etmeniz mümkün. Elektrikli araç fiyatları halen muadili fosil yakıtlı araçlara göre pahalı; bunun da asıl nedeni akü maliyetlerinin yüksek oluşu. Bugün elektrikli araç maliyetinin yaklaşık yarıya yakınını akü maliyeti oluşturuyor. Ancak akü maliyetleri hızla düşüyor. 2010 yılında kWh bedeli 1.000 USD civarındaydı, bugün 150 USD’ye kadar geriledi. Elektrikli araç satış fiyatlarının muadili fosil yakıtlı araçlarla aynı olabilmesi için akü maliyetlerinin 100 USD civarına düşmesi gerekiyor. Bu rakama en geç 2025 yılında ulaşacağız

Peki o zamana kadar elektrikli araç satın almayalım mı? Tabi ki hayır. Demin bahsettiğim gibi elektrikli araçlarının yakıt ve bakım maliyetleri benzinlilere göre çok daha düşük. Ödediğiniz fazla miktarı aracı kullanırken geri alabilirsiniz.

Elektrikli araç kullanmayı sadece ekonomiyle sınırlamak doğru değil. Kullananlar bilir elektrikli araç kullanmak çok zevklidir. Örneğin torkları çok yüksektir, çok hızlı ivmelenirler; Biline bir markanın (Tesla S) modeliyle 0-100 km/h 2.5 saniyede çıkmak mümkündür. Motor sesi yoktur. Sessizliğin tadını çıkartırsınız. Elektrikli araçları kullanan şanslı ilk sürücülerden biri olursunuz. En önemlisi hava kirliliği açısından çevreye en az zararı vermiş olursunuz.




5. Elektrikli Araçların Tarihsel Gelişimi; Dün


Tekerleğin icat edildiği MÖ 5000 yılından sanayi devrimine kadar ulaşım at arabalarıyla sağlandı. Sanayi devriminde 18. Yüzyılın sonlarına doğru 1769 yılında James Watt ilk buharlı motoru icat etti. Ancak buhar motoru demir yollarında lokomotif ve buharlı gemilerde kullanıldı. Otomobillerde içten yanmalı motorlu araçlarla benzin ve dizel kullanımı 1885 yılında Karl Benz ve 1892 yılında Rudolf Dizel tarafından icat edildi. Aslında bu tarihlerden daha önce 1884 yılında Thomas Parker ilk elektrikli otomobili üretmişti. İl seri üretim benzinli otomobil 1908 yılında Henri Ford tarafından Ford T modeliyle üretilirken, ilk seri üretim dizel otomobil 1936 yılında Daimler tarafından Mercedes Benz 260 D modeliyle yapıldı. İlk %100 Elektrikli otomobil seri üretim ise ancak 2008 yılında Tesla roadstar modeliyle yapılmaya başlandı.

Peki içten yanmalı motorlu araçlarla aynı zaman hatta daha öncesinde elektrikli araç icat edilmesine rağmen neden bir yüzyıldan daha fazla 124 yıl beklemek zorunda kaldı? Sanayi devrimiyle birlikte buhar motorlarıyla elektrik üretilmeye başlandı. Elektrik şebekesi o dönemlerde sadece büyük şehir merkezlerinde vardı. Elektrik şebekesinin yaygınlaşması çok uzun yıllara dağılarak gerçekleşti. Ancak petrol bol ve taşınması elektriğin nakledilmesinden çok daha basit, kolay ve masrafsızdı. Şehirlerarası ulaşımın hızla önem kazandığı bu yıllarda ana yollar üzerinde hızla benzin istasyonları kurulup hizmet vermeye başladı. Elektrikli araçların o yıllarda böyle bir şansı yoktu.




6. Elektrikli Araçların Tarihsel Gelişimi; Bugün


Bugün fosil yakıt yerine elektrikli araç kullanımı endüstrileşmiş birçok ülke tarafından teşvik ediliyor. Örneğin, elektrikli araç kullanımın yaygınlaşması için elektrikli araç alımına ve kullanımına vergi muafiyeti getiriliyor, fosil yakıtlı araçların şehir merkezlerine girmesi yasaklanıyor, şehir içlerinde sadece elektrikli araçların park etmesine izin veriliyor. Teşvik edilince elektrikli araç satışları hızla artıyor, sonucunda fiyatları hızla düşüyor. İçten yanmalı motorlu araç satış rakamları hızla düşüyor. Örneğin İngiltere 2030 yılından itibaren içten yanmalı motorlu araç üretmeyecek.

Dünya genelinde 2012 2020 yılları arasında elektrikli araç satışları her yıl ortalama %60 büyüme gösterdi. 2020 yılında satılan araçların %2,6’sı elektrikli oldu ve toplam elektrikli araç sayısı 7.2 milyonu buldu. Elektrikli araç satışları hızla artışını devam ettiriyor. Örneğin Eylül 2020’de Almanya’da satılan 100 araçtan 15’i, İngiltere ve Fransa’da 11’i elektrikliydi. Norveç açık ara dünya liderliğini korudu ve satılan her 100 aracın 80’i elektrikli oldu.




7. Elektrikli araçların tarihsel gelişimi; Yarın


Elektrikli otomobil satışları fiyatlarının 2025 yılları civarında içten yanmalı motorlu araçlarla eşitlenmesi ve hatta daha ucuz hale gelmesiyle bu tarihten itibaren elektrikli araç satışları çok hızlı artacak. Örneğin AB’de 2030 yılında satılan her 100 araçtan 58’inin elektrikli olacağını ve birçok Avrupalı otomobil üreticisi en son 2035 yılında içten yanmalı otomobil üreteceklerini duyurdular.

2030 yılı dünya ortalamasının % 32 olacağı öngörülüyor, ancak bu rakamlar

Teşvik sisteminin olmaması nedeniyle Türkiye’de elektrikli araç satışları henüz çok az gerçekleşti. Ancak önümüzdeki 10 yıl içerisinde Türk otomotiv sektörünün ne derece hızlı değişim göstereceğine hep birlikte tanıklık edeceğiz. Gerek otomotiv üretim, tedarik ve bakım süreçlerindeki firmalar ve çalışanları olsun gerekse otomobil kullanıcıları olarak bu sürece hazırlıklı olmalıyız.




8. Elektrikli Araçlara Geçişte Yıldızı Sönecek Otomotiv İş Alanları


Elektrikli araçların yaygınlaşması demek aynı zamanda içten yanmalı motorlu araç satışlarının azalacağı ve zamanla yok olacağı anlamına gelir. Dolayısıyla bundan negatif olarak etkilenecek iş alanları olacak. En başta akaryakıt istasyonları benzin, mazot, LPG ya da motor yağı satamayacaklar. İçten yanmalı motor, bu motora yakıt sağlayan donanım, motor soğutma sistemi, egzoz gazı sistemleri, klasik fren sistemi gibi birçok ekipman, elektrikli araçlarda bulunmaz. Dolayısıyla bu alanlara üretim yapan yan sanayi ve tamirini bakımını üstlenen servisler önümüzdeki dönem iş kayıplarına uğramaya başlayacaklar. Elektrikli araçlara geçiş birden olmasa da Türkiye’de çok hızlı gerçekleşecek. Dolayısıyla olumsuz olarak etkilenecek bu alanlarda çalışan şirketler mevcut iş alanlarından, elektrikli araçlarla ilgili yöneleceği yeni iş alanları şimdiden araştırmalı, belirlemeli ve bu konuda kendilerini yetiştirip, eğitim almalılar




9. Elektrikli araçlara geçişte yıldızı parlayacak otomotiv iş alanları


Geleceğin otomobili kuşkusuz elektrikli olacak. Bununla birlikte interneti maksimum seviyede kullananacak, otonom yani kendi kendine istenilen noktaya gidebilecektir. Paylaşımlı olacak bunun da anlamı aracın birden çok sahibi olacağı anlamına geliyor. Bu noktadan hareketle yeni çalışma alanları direkt ya da dolaylı olarak öne çıkacak. Bu çalışma alanlarına örnek vermek gerekirse elektrikli araç şarj sistemleri, enerji depolama ya da akü, akü destek sistemleri, mekatronik, robotik, program yazılım, haberleşme elektroniği, bilgilendirme / eğlence sistemleri elektroniği, başta güneş olmak üzere yenilenebilir enerji sistemleri, vb olacaktır. Bu alanların çoğunun yıldızı son yıllarda parlamış olsa da otomotiv sektörü genelinde henüz bakir, gelişime açık alanlar.




10. Elektrikli araç ve ilgili alanlarda ihtisas ve eğitim


Bu yıl başında Bursa Nilüfer’de Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Motorlu Araçlar Teknolojisi Alanı'nda ilk kez "Elektrikli Araçlar Dalı" açıldı. Bundan sonraki süreçte talep oldukça birçok okulda bu bölümler açılmaya devam edecektir.

  • Elektrikli araçları gelişmiş bir cep telefonu olarak da düşünebiliriz. Bu noktada haberleşme donanım elektroniği ve haberleşme yazılımları konusunda eğitimli olmak önemli.
  • Elektrikli otomobiller otonom özelliğine de sahip olacak bu özelliğiyle elektrikli otomobilleri robot olarak da düşünebiliriz. Bu yüzden mekatronik, robotik konularında eğitim alınabilir.
  • Elektrikli araçlar interneti maksimum derecede kullanacaklar, bu yüzden nesnelerin interneti ve yazılım alanlarında eğitim alınabilir.
  • Elektrikli araçlar şarj edilmek zorunda, güç elektroniği diğer önemli bir başlık.
  • Elektrikli araçların şarj edileceği elektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesi amaçlanmakta, yenilenebilir enerji sistemleri eğitimi bir başka eğitim alanım.

Bu alanların her biri için birçok teknik lise, yüksek okul ve üniversite düzeyinde eğitimler verilmektedir.

O yüzden bu alanlarda çalışacak firma sahipleri kendilerini yetiştirmeye eğitim almaya şimdiden başlamalılar. Kısaca, bu konularda kendini ve şirketini hızla adapte edebilen, eğitimli ve yetkin personele sahip işletmeler için çok büyük fırsatlar bulunmakta.





EN-MOBIL CONSULTANCY GROUP

 

Adress:          Oyak Sitesi Sok. No:12 Konaklar Mahallesi                               Beşiktaş Istanbul 34330 Turkey

Tel:                 +90 533 275 57 97

E-mail:            haluk.sayar@averetr.org

© 2020 by en-mobil